Bugün 8. ayımız :)
8. ayımıza Tebrizde girdik.
Vay be ne kadar da büyüdü bizim minik fındık.
Ben de 8 aylık bebeği olan bir anneyim.
Bir "vay be" de bana, ne kadar da büyüdüm ben :)
Büyüdükçe güzellikleri artıyor bence bebeklerin.
Gerçi taleplerinin arttığı da bir gerçek.
Böyle olunca da daha çok görev düşüyor anne-babalara.
Oldukça hareketli bir bebek Ela.
Henüz emeklemeye başlamadıysa da otururken etrafından dönüyor, sert bir zeminse poposunun üzerinde ilerliyor.
Öne doğru elleri üzerinde temkinli hamleler de yapıyor bu aralar.
Herhalde yakındır emeklemesi diye düşünüyorum.
Yere bıraktığımızda oyuncaklarıyla biraz oyalandıktan sonra canı sıkılmaya başlıyor.
Emeklemek-yürümek bu açıdan iyi gelecek biliyorum.
Ama tabi peşinde koşturmak bana ne kadar iyi gelecek göreceğiz :)
Herkes bunlar iyi zamanların, hele bir ayaklansın da gör diyor gözümü korkutuyor :)
Ama ben zorlukları kadar güzelliklerinin de artacağını bilecek kadar tecrübeli bir anneyim artık.
Her dönemim zorluğu ayrı, güzelliği ise apayrı.
Tam yemelik kıvamda şu an.
Anneannesi-dedesi resmen bayılıyorlar.
Bütün gülücüklerini onlara atıyor Ela.
Sevilmenin keyfini sonuna kadar sürüyor.
Yabancılama aylarına girdiği için artık Ela kuzusu yabancılara karşı daha temkinli.
Hele amcalarla aramız bu ara pek iyi değil.
Gerçi gününe göre çok değişiyor.
Bir gün yabancı birisinin kucağında gülücükler atarken başka bir gün dudakları büzüp ağlamaya başlıyor.
Son gaz ek gıdaya devam.
Ela sevdiği şeylere ağzını açan beğenmediğindeyse kapatan bir bebek.
Tam bir gurme anlayacağınız :)
Bense bu besleme kısmından pek hazzetmiyorum açıkçası.
Her gün ne yedirsem diye düşünmek bir dert, birini 3 öğün beslemeye çalışmak ayrı dert.
Olabildiğince bu konuda kendimi rahat bırakmaya çalışıyorum.
Yemediğinde ısrarcı olma diye kendime telkinde bulunuyorum.
Yemeklerindeyse doktorumuzun tavsiyesiyle bizim yemeklerimize geçtik sayılır.
Yediklerimize tuz koymuyoruz, salça falan da atmamaya çalışıyoruz.
1 yaşından itibaren çoğu şey serbest olduğunda çok daha rahat olacak diye düşünüyorum.
Yemekleri ellemesi, kendi ağzına götürmesi için elimden geldiğince teşvik etmeye çalışıyorum.
Ama tabi kendi kendine yeme faslına daha var gibi.
Yemek konusunda bağımsızlaştıkça Ela da ben de daha mutlu olacağız eminim :)
Alt 2 dişten sonra şimdi hala beklemedeyiz.
Sürekli bir kaşınma hali var.
Bakalım ne zaman diğer dişlerimiz gelecek.
Biz bu iki dişle çok memnunuz gerçi.
Rende gibi kullanarak salatalık, havuç her şeyi yiyoruz :)
Bulduğumuz ipleri ise bu dişlere takmaya ve ipe asılmaya bayılıyoruz.
Bazen tutup çekecek dişlerini diye korkuyorum :)
Her gün babamızla skypetan görüşüyoruz.
Ela görüntüye çok anlam veremese de sese genelde tepki veriyor.
Eller ayaklar heyecanla oynamaya başlıyor.
Babası ise kızını çok çok özlüyor, resmen gün sayıyor.
Birkaç saatlik ayrılıklar bana iyi gelse de böyle uzun bir ayrılığı şu an düşünemiyorum.
Büyüdükçe birkaç günlük kaçamaklar yavaş yavaş yapmaya başlarız ama şimdilik emzirmeye devam ettiğimden daha benim minik yapışık ikizim kendisi :)
İnsan bir kere "anne" oldu mu "annelik" rolü hayatının o kadar büyük bir bölümünü kaplamaya başlıyor ki fark etmeden.
Ama elimden geldiğince hayattaki diğer rollerime, kendime zaman ayırmaya çalışıyorum.
Unutursam kendime hatırlatıyorum.
Önce anne mutlu olacak ki çocuğunu mutlu edebilsin ama di mi :)
Neyse Ankaraya dönünce şöyle bir kuaföre gideyim kendimi bakıma alayım, sonrasında biraz mağazalara bakınayım, bir dergi/kitap eşliğinde kahve içeyim, bir de üstüne Savaşla bir akşam bir yerde bir şeyler yiyip içelim ve musmutluuu bir anne olayım :)
Daldan dala oldu biraz ama kısa bir özet yaptım kendimce.
İyiki doğdun Elacıım, biriciğim.
Allah sana sağlıklı, sıhhatli, güzel bir ömür versin inşallah.
Birlikte neşeli, keyifli, sevgi dolu daha nice aylarımız, yıllarımız olsun minik kızım.
Hamilelik ve bebekli hayata dair bir anı bloğu. Ama yalnızca hamlilelik ve bebek değil, hayata dair her şeyden biraz var. . .
5 Mayıs 2014 Pazartesi
Birkaç da fotoğraf eklemek lazım . . .
Eskiden fotograf cekmek ne kıymetliydi.
Dijital fotoğraf yoktu.
Fotoğraf makinesiyle ölçe biçe fotoğraflar çeker, film bitince tab ettirmek için verir sonra da heyecanla beklerdik nasıl fotoğraflar çıkacağını.
Şimdiyse durum çok farklı.
Tek bir anın onlarca fotoğrafını çekebiliyoruz. Beğendiklerimizi seçiyor, beğenmediklerimizi tek tuşla silebiliyoruz.
Ben memnunum açıkçası bu durumdan.
Dijital hayatı sevdim ben.
Artık her anı görüntüleme şansımız var, her şey fotoğraflarda anı olarak saklanabiliyor.
Fotoğrafların basılı olmaması ise kötü tarafı bence.
Fotoğrafları hele bir de bilgisayarda düzenli bir şekilde arşivlemezsen elinde yüzlerce fotoğraf oluyor ne zaman nerede çekildiğini tam olarak bilmediğin.
Neyse, aslında amacım sadece birkaç fotoğraf yüklemek.
Telefonla çektiğimiz yüzlerce fotoğraftan sadece birkaçını seçip ekledim.
Biraz da rastgele seçtim kısıtlı zamanda.
Birazdan Ela uyanınca ev gezmesine gidiyoruz.
Buradaki Türk kadınlar toplanıyoruz.
Bize iyi gezmeler, herkese de iyi haftalar!
![]() |
| Iğdırdan Tebrize araba yolculuğumuzda karşımızda beliren görkemli Ağrı Dağı manzarası |
![]() |
| El Goli Parkı yakınlarında bir restoran |
![]() |
| Ayni yerde bir aile fotosu, babanın bıyıklara dikkat |
![]() |
| El Goli Parkı |
![]() |
| Reyhan Restoran |
![]() |
| Laleh Parktaki Sultan Restoran, kapandık anne-kız |
![]() |
| Kandoovan gezimiz |
![]() |
| Aynalı Daga Tebriz manzarası görmeye çıktık. Birileri de tam salatalık canavarı. Veee annenin yoğun ısrarları sonucu babanın bıyıkları gitti :) |
![]() |
| Barış! |
![]() |
| Tebriz selfiesi |
![]() |
| Ooooh mis Gibi. Simdi de ekmeğe yumulmuş birileri. |
![]() |
| Anne-Kızın Tebriz halleri |
![]() |
| İğdeli Park |
![]() |
| Dedeyi ziyarete geldik |
![]() |
| Dedenin makamına da kurulduk |
1 Mayıs 2014 Perşembe
Tebrizden kocamaaan selamlaar
Anneannemize, dedemize kavuştuk.
12 gündür Tebrizdeyiz.
Babamızı Ankaraya geri yolcu ettik.
Bizim dönüşümüz herhalde 2-3 haftayı bulur.
Uçak yolculuğumuz oldukça sorunsuz geçti. Ela kuzusu benim kucağımda bir şeylerle oyalandı. İnmemize çok az kala keyfi biraz kaçtı, inince rahatladı.
Bir gece Iğdırda kaldık, sonrasındaysa Doğu Bayazıt üstünden Tebrize geçiş yaptık.
Iğdırı ben İç Anadolu illerine benzettim. Fazlaca görecek bir şey olmamasına rağmen sokaklarda rahatça gezebileceğin, cafelerde oturup bir şeyler içebileceğin bir ortam vardı.
Doğu Bayazıtta ise İshak Paşa Sarayını ziyaret ettik, ben çok beğendim.
Yolumuz üzerinde beliren Ağrı Dağını görmek ise gerçekten etkileyiciydi. Bütün görkemiyle birkaç kilometre boyunca bize eşlik eden büyük Ağrı ve küçük Ağrı bizi çok büyüledi.
Tebrizdeyse günlerimiz biraz gezmeyle biraz evde zaman geçirmeyle geçiyor.
Çocukla oteldense evde olmak çok daha rahat sanki.
Biz gelmeden Elanın park yatağı, araba koltuğu kargoyla geldi. Bizim küçük prenses gelmeden ortam ona uygun hale getirildi yani :)
Cuma günü Nahçivana gideceğiz günübirlik.
Dönüşümüzü ise Van üzerinden yapmayı planlıyoruz.
Buralara kadar gelmişken birkaç yer görmek lazım.
Gerçi İranın güzel şehirlerinden Tahran, İsrafan, Şiraz gibi şehirler Tebrize oldukça uzak.
Babamın izni olmadığından, Elayla da hareket kabiliyetimiz kısıtlı olduğundan oraları şu an için görme şansımız yok gibi.
Burada çektiğimiz fotoğraflardan yüklemeye çalıştım ama olmadı. Daha sonra tekrar denerim artık.
Yazmışken hemen yükleyeyim bari, malum güncelleme sıklığım çok azaldı :)
12 gündür Tebrizdeyiz.
Babamızı Ankaraya geri yolcu ettik.
Bizim dönüşümüz herhalde 2-3 haftayı bulur.
Uçak yolculuğumuz oldukça sorunsuz geçti. Ela kuzusu benim kucağımda bir şeylerle oyalandı. İnmemize çok az kala keyfi biraz kaçtı, inince rahatladı.
Bir gece Iğdırda kaldık, sonrasındaysa Doğu Bayazıt üstünden Tebrize geçiş yaptık.
Iğdırı ben İç Anadolu illerine benzettim. Fazlaca görecek bir şey olmamasına rağmen sokaklarda rahatça gezebileceğin, cafelerde oturup bir şeyler içebileceğin bir ortam vardı.
Doğu Bayazıtta ise İshak Paşa Sarayını ziyaret ettik, ben çok beğendim.
Yolumuz üzerinde beliren Ağrı Dağını görmek ise gerçekten etkileyiciydi. Bütün görkemiyle birkaç kilometre boyunca bize eşlik eden büyük Ağrı ve küçük Ağrı bizi çok büyüledi.
Tebrizdeyse günlerimiz biraz gezmeyle biraz evde zaman geçirmeyle geçiyor.
Çocukla oteldense evde olmak çok daha rahat sanki.
Biz gelmeden Elanın park yatağı, araba koltuğu kargoyla geldi. Bizim küçük prenses gelmeden ortam ona uygun hale getirildi yani :)
Cuma günü Nahçivana gideceğiz günübirlik.
Dönüşümüzü ise Van üzerinden yapmayı planlıyoruz.
Buralara kadar gelmişken birkaç yer görmek lazım.
Gerçi İranın güzel şehirlerinden Tahran, İsrafan, Şiraz gibi şehirler Tebrize oldukça uzak.
Babamın izni olmadığından, Elayla da hareket kabiliyetimiz kısıtlı olduğundan oraları şu an için görme şansımız yok gibi.
Burada çektiğimiz fotoğraflardan yüklemeye çalıştım ama olmadı. Daha sonra tekrar denerim artık.
Yazmışken hemen yükleyeyim bari, malum güncelleme sıklığım çok azaldı :)
12 Nisan 2014 Cumartesi
Tebriz yolculuğumuza az kaldı
Haftaya cumartesi tebriz yolcusuyuz.
Ela kuzusunun ilk yolculuğu biraz uzak mesafe olacak.
Anneanne ve dedesi onu dört gözle bekliyor.
Tebrize direkt uçuş olmadığı için Iğdıra uçacağız. Babamlarla orada buluşup bir gece Iğdırda kalacağız. Sonra da ver elini karayoluyla Tebriz.
Doğuyu az da olsa görecek olmak heyecan verici.
Bu yaşıma kadar henüz oraları doğru dürüst görememiş olmak utanç verici.
Savaşla gezme rotalarımız içinde Doğu turu ve Karadeniz turu öncelikli ama tabi daha rahat gezebilmemiz için Ela kuzusunun biraz büyümesi lazım.
Bakalım ilk yolculuğumuz nasıl geçecek.
Heyecanla bekliyorum ;)
Ela kuzusunun ilk yolculuğu biraz uzak mesafe olacak.
Anneanne ve dedesi onu dört gözle bekliyor.
Tebrize direkt uçuş olmadığı için Iğdıra uçacağız. Babamlarla orada buluşup bir gece Iğdırda kalacağız. Sonra da ver elini karayoluyla Tebriz.
Doğuyu az da olsa görecek olmak heyecan verici.
Bu yaşıma kadar henüz oraları doğru dürüst görememiş olmak utanç verici.
Savaşla gezme rotalarımız içinde Doğu turu ve Karadeniz turu öncelikli ama tabi daha rahat gezebilmemiz için Ela kuzusunun biraz büyümesi lazım.
Bakalım ilk yolculuğumuz nasıl geçecek.
Heyecanla bekliyorum ;)
5 Nisan 2014 Cumartesi
Anılar hafızalarda ve fotoğraflarda saklı . . .
![]() |
| Yaslandın mı babaya güvendesin demektir! |
![]() |
| Bahar geldi artık, dışarılar bizi bekliyor! |
![]() |
| Bu bakışta hayat var! |
![]() |
| Ayaklarım en sevdiğim oyuncaklarım |
![]() |
| Araba seyahatlerimi bu koltukta yaptım şimdiye kadar. |
![]() |
| ııımmm tam yemelik! |
![]() |
| Bütün uykularım senin olsun bebeğim |
![]() |
| Hınzır seni! |
![]() |
| Sophieee, dişlerim çıkarken en iyi dostum (Bu arada 6 ayda ilk iki dişimiz çıktı, yazalım da unutmayalım :)) |
![]() |
| Yatak sadece uyumak için değil oynamak içindir de :) |
![]() |
| Ellerim ağzımdan neredeyse hiç çıkmıyor. Çıkardığım tek zaman başka bir şey ağzıma sokmak için :) |
![]() |
| Elma yedim ben :) |
![]() |
| Doğuştan GS'li :) |
![]() |
| Allahım o yanaklar aşağı sarkmış ya, fazla öpmekten mi acaba :) |
![]() |
| Patlattım bi kahkaha! |
![]() |
| Sponge bob sarı ben ondan sarı :) |
Uzun bir aradan sonra . . .
Yine arayı çok açtım ya :( Bu sefer abarttım hatta neredeyse 2,5 ay olmuş yazmayalı. Sevgican senin de dediğin gibi Ela ileride bana kızacak, nerede aradaki bu kayıp aylar diyecek.
Bir türlü istediğim sıklıkta güncelleyemiyorum.
Neyse ama ara ara da olsa anıları buraya kaydetmek benim gibi balık hafızalı birisi için çok faydalı. Yoksa kızıma anlatacağım anılar eksile eksile yıllar içinde çok azalacak.
Azimliyim bundan sonra kısa da olsa daha sık bir şeyler yazacağım.
Ela kuzusu tamı tamına 7 aylık oldu ;)
Benim 30 olduğum gün kızım 6 aylık olmuştu. Bugünse kendisi 7. ayına bastı.
Bu dönemleri o kadar tatlıki.
6. ayda baya baya oturmaya başlamıştı fındık. Hafif destekle oturuyor önüne de oyuncakları koyduğumuzda tatlı tatlı oynuyordu. Şimdiyse bildiğin poposunun üstünde bir ileri bir geri yaparak ilerlemeye çalışıyor, kimi zaman da cidden başarılı oluyor ve birkaç adım ilerliyor. Oturduğu yerde poposunun üstünde yaylanmaya bayılıyor zaten. Yüzünde hınzır bir gülüşle yaylanıp duruyor.
Ayaklar ağıza ulaşalı epeyce oluyor. Pek seviyor ayaklarını tutmayı, arada bir de tadına bakmayı. Bayılıyorum o yumuk yumuk ellere ayaklara. Bolca öpüyorum kokluyorum anılarıma kaydetmeye çalışıyorum minik ellerini ayaklarını.
Kahkahası da pek şirin ve bol bugünlerde.
Ne zaman neye güleceği hiç belli olmuyor. Bir lafa, söyleme şekline ya da harekete tatlı mı tatlı bir kahkaha patlatıyor. Onun o gülüşüyle bir anda benim de keyfim yerine geliyor, karşılıklı gülüşüyoruz kızımla.
Birlikte zaman geçirebildiğimiz günlerdeyiz artık.
Eskiden sanki daha çok ihtiyaçlarını karşılamaya yönelikti her şey.
Şimdiyse bildiğin karşılıklı bakışıyoruz, konuşuyoruz, kikirdiyoruz, gülüyoruz, etrafı inceliyoruz, boğuşuyoruz, sarılıyoruz, öpüşüyoruz, oyunlar oynuyoruz.
Artık resmen ailemizin bir bireyi olduğunu çok daha derinden hissediyoruz.
Hayatımızda yeri o kadar büyük, değerli ve doldurulamazki.
Yeni evimize de taşındık bu arada.
Mekan değişikliği pek iyi geldi.
Burada dışarı çıkmamız çok daha rahat oluyor. Etraftaki parklara gidiyoruz, yürüyüş yapıyoruz.
Geçen gün ilk defa kaydırağa ve salıncağa bindirdim fındığı. Daha henüz tam keyfine varmıyor tabi ama yakındır parktan çıkmak istemeyeceği zamanlar.
Bu aralar akşamları film seyretmek en büyük keyiflerimizden.
Elayı yatırdıktan sonra Savaşla kuruluyoruz koltuğa, birkaç da abur cuburla (genelde çekirdek oluyor bu!) film izlemeye dalıyoruz.
Çocuklu hayatta kendinle başbaşa kalabileceğin zamanlar yaratmak çok daha önemli oluyor. Sadece anne/ebeveyn olmadığını hatırlamak gerekiyor bazen.
Farklı şeylerle uğraştığında tekrar daha büyük bir hevesle dönüyorsun çocuğuna bence.
Saatler, günlerce sadece onu düşündüğünde ister istemez bunalıyorsun.
O yüzden her şeyde olduğu gibi bunda da bir denegeyi bulmaya çalışmak gerekiyor.
Şimdilik bu kadar. Fena değil ha :)
Ela kuzusu uyurken birkaç da ev işi yapayım bari. Yarın sabah kahvaltısına misafirlerimiz var. Evi biraz toparlayayım.
Biraz da fotoğraf yükledim mi açığı az da olsa kapatmış sayılırım :)
Hadi sağlıcakla kalın!
İyi haftasonları olsun herkese!
Bir türlü istediğim sıklıkta güncelleyemiyorum.
Neyse ama ara ara da olsa anıları buraya kaydetmek benim gibi balık hafızalı birisi için çok faydalı. Yoksa kızıma anlatacağım anılar eksile eksile yıllar içinde çok azalacak.
Azimliyim bundan sonra kısa da olsa daha sık bir şeyler yazacağım.
Ela kuzusu tamı tamına 7 aylık oldu ;)
Benim 30 olduğum gün kızım 6 aylık olmuştu. Bugünse kendisi 7. ayına bastı.
Bu dönemleri o kadar tatlıki.
6. ayda baya baya oturmaya başlamıştı fındık. Hafif destekle oturuyor önüne de oyuncakları koyduğumuzda tatlı tatlı oynuyordu. Şimdiyse bildiğin poposunun üstünde bir ileri bir geri yaparak ilerlemeye çalışıyor, kimi zaman da cidden başarılı oluyor ve birkaç adım ilerliyor. Oturduğu yerde poposunun üstünde yaylanmaya bayılıyor zaten. Yüzünde hınzır bir gülüşle yaylanıp duruyor.
Ayaklar ağıza ulaşalı epeyce oluyor. Pek seviyor ayaklarını tutmayı, arada bir de tadına bakmayı. Bayılıyorum o yumuk yumuk ellere ayaklara. Bolca öpüyorum kokluyorum anılarıma kaydetmeye çalışıyorum minik ellerini ayaklarını.
Kahkahası da pek şirin ve bol bugünlerde.
Ne zaman neye güleceği hiç belli olmuyor. Bir lafa, söyleme şekline ya da harekete tatlı mı tatlı bir kahkaha patlatıyor. Onun o gülüşüyle bir anda benim de keyfim yerine geliyor, karşılıklı gülüşüyoruz kızımla.
Birlikte zaman geçirebildiğimiz günlerdeyiz artık.
Eskiden sanki daha çok ihtiyaçlarını karşılamaya yönelikti her şey.
Şimdiyse bildiğin karşılıklı bakışıyoruz, konuşuyoruz, kikirdiyoruz, gülüyoruz, etrafı inceliyoruz, boğuşuyoruz, sarılıyoruz, öpüşüyoruz, oyunlar oynuyoruz.
Artık resmen ailemizin bir bireyi olduğunu çok daha derinden hissediyoruz.
Hayatımızda yeri o kadar büyük, değerli ve doldurulamazki.
Yeni evimize de taşındık bu arada.
Mekan değişikliği pek iyi geldi.
Burada dışarı çıkmamız çok daha rahat oluyor. Etraftaki parklara gidiyoruz, yürüyüş yapıyoruz.
Geçen gün ilk defa kaydırağa ve salıncağa bindirdim fındığı. Daha henüz tam keyfine varmıyor tabi ama yakındır parktan çıkmak istemeyeceği zamanlar.
Bu aralar akşamları film seyretmek en büyük keyiflerimizden.
Elayı yatırdıktan sonra Savaşla kuruluyoruz koltuğa, birkaç da abur cuburla (genelde çekirdek oluyor bu!) film izlemeye dalıyoruz.
Çocuklu hayatta kendinle başbaşa kalabileceğin zamanlar yaratmak çok daha önemli oluyor. Sadece anne/ebeveyn olmadığını hatırlamak gerekiyor bazen.
Farklı şeylerle uğraştığında tekrar daha büyük bir hevesle dönüyorsun çocuğuna bence.
Saatler, günlerce sadece onu düşündüğünde ister istemez bunalıyorsun.
O yüzden her şeyde olduğu gibi bunda da bir denegeyi bulmaya çalışmak gerekiyor.
Şimdilik bu kadar. Fena değil ha :)
Ela kuzusu uyurken birkaç da ev işi yapayım bari. Yarın sabah kahvaltısına misafirlerimiz var. Evi biraz toparlayayım.
Biraz da fotoğraf yükledim mi açığı az da olsa kapatmış sayılırım :)
Hadi sağlıcakla kalın!
İyi haftasonları olsun herkese!
28 Ocak 2014 Salı
Kızıma hitaben
Fındık kızım 5 aylık olmana sayılı günler kaldı.
Sen artık etrafına karşı çok ilgilisin.
Gözlerin sürekli etrafı süzüyor.
Hele bir de yeni bir yere girdiysek kafanı bir o tarafa bir bu tarafa çeviriyorsun sanki her şeyi aynı anda görmek ister gibi.
Ellerini artık daha ustaca kullanıyorsun. İlgini çeken şeyleri tutmaya çalışıyorsun, genelde tutuyorsun da.
Tabiki her şeyi ağzına götürüyorsun :) Miden bulansa da ellerin sürekli ağzında cukcuk emiyorsun. Kendi ellerin yetmiyor bazen bizim ellerimizi de çekiştirip ağzına sokmaya çalışıyorsun.Tatlı mı tatlı kahkaha atıyorsun. Sana kahkaha attırabilmek için binbir takla atıyorum ;) Çok sevimli oluyorsun napiyim ;)
Artık seni koltuğa değil yere bir battaniyenin üzerine yatırıyoruz. Baya baya dönmeye başladın. Altta kalan kolunu bile kurtarıyorsun sayılır. Kurtaramazsan bir süre sonra homurdanmaya başlıyorsun, biz de imdadına yetişiyoruz :)
Yüz ifadeleri hala çok ilgini çekiyor. Gözünün içine bakıp sesler çıkarmamız, mimikler yapmamız hoşuna gidiyor. Hayvan sesleri çıkarmada baya ustalaştım ;)
Tanıdığın kişi sayısı artmaya başladı. Anneannen, babaannen, deden, halan, teyzen seninle keyifle zaman geçiriyor. E annen de böylece az biraz başka şeylerle ilgilenebiliyor ;)
Bugünlerde sanki açık havayı daha çok seviyorsun kapalı alanlara nazaran. Güneş çıktı mı kendimizi dışarı atıyoruz. Ah böyle zamanlarda yurtdışında yaşıyor olmayı öyle çok diliyorumki. Bebek arabasıyla kaldırımlarda yürümek o kadar zorki bizim ülkemizde. Yeşil alan bulmak ise neredeyse imkansız :(
Bazen sakin ortamları tercih ediyorsun bazense kalabalıktan hoşlanıyorsun.
Aslında artık - ya da en başından beri - sen de tercihleri olan bir bireysin. Nasılki bizim her günümüz, gecemiz aynı değil senin de aynı olmuyor. Bunu bilip ona göre hareket etmeye çalışmak, günü beraber yaşayıp şekillendirmek gerekiyor.
Baban seni severken kendinden geçiyor. Bolca öpüp kokluyor, arada da mıncırıyor seni. Senin de pek hoşuna gidiyor.
Ben de en çok ensenden öpüp öpüp o mis kokunu içime çekmeye bayılıyorum.
En keyifli olduğun zamanlar sabah uykunu alıp da kalktığında. Bazen uyanıp da yatakta bıcır bıcır kendinle konuşurken buluyorum seni. Beni görünce de hemen gülümsüyorsun tatlı tatlı.
Akşamları uyku vaktine doğru uykum geldi naraları atmaya başlıyorsun. Kendince söyleniyorsun, bazen minik kedi yavrusu gibi sesler çıkarıyorsun. Sonunda da yaygarayı basıyorsun :)
Günbegün büyüyorsun be miniğim, her gün değişiyorsun.
Her şeyi sıfırdan yaşayarak öğreniyorsun. Aslında her şeyi yaşayarak sıfırdan birlikte öğreniyoruz demek daha doğru herhalde.
Bazen kendimi yorgun, beceriksiz, çaresiz hissettiğim zamanlar olsa da ben senin annen olmayı çok sevdim be minik kuzum.
Sen bizim hayatımızın en güzel yerine geldin kondun minik kelebeğimiz.
Sen bu hayatın bize verdiği en güzel armağansın.
Birlikte nice nice aylara, yıllara . . .
Seni seviyoruz . . .
19 Ocak 2014 Pazar
SARI LİRA GİBİ ÖMRÜMÜZ
Yaşamak değil bizi bu telaş öldürecek,
Bırakın Paris'te ılık rüzgarlarla
Taratmayı saçlarımızı,
Sevgilimizle doyasıya sohbet bile edemedik biz,
Gözümüz saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Hep yetişilecek bir yerler vardı,
Aranacak adamlar, yapılacak işler,
Bir sonraki günün telaşı,
Bir öncekinin terine bulaştı,
Başkalarının hayatı bizimkini aştı,
Kör karanlıkta çalar saat sesi,
Kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu,
Veya yavuklu öpücüğü ile uyanma düşlerini,
Hababam erteledik,
20 li yaşlardan 30 lara kurduk saatin alarmını.
30 lardan 40 lara, sonra 50 lere
Öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,
Kuşlukta uyuma imkanı sunduğunda size,
Artık uyku girmez oluyor gözlerinize,
Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek
İmkanına kavuştuğunuzda,
Söyleşecek sevişecek kimse kalmıyor yanınızda
Özenle yarına sakladığınız
Bir sarı lira gibi ömrünüz,
Vakti gelip te sandıktan çıkarttığınızda,
Birde bakıyorsunuz ki
Tedavülden kalkmış, , , ,
Erel BLEDA
(Can Dündarın Ödünç Hayatlar yazısından)
15 Ocak 2014 Çarşamba
Anneannemiz geldi :)
Tam zamanında geldi walla.
Azcık bunalmış "imdaaat" diye bağırmak üzereydim.
Zaten annem de küçük kızının ısrarlarına dayanamadı kocacığını oralarda bırakıp atlayıp geldi.
Babam da 2 hafta sonra yanımızda gerçi. İki haftalık izin de o aldı.
Ev işlerinde annemden yardım almak, arada Elayı ona bırakıp dışarı çıkmak bana gerçekten iyi geldi.
Bugün de annemi ablam kapınca ben de soluğu Necla annemlerde aldım.
Hava güzel mi güzeldi.
Kaç zamandır kapalı ve iç karartıcı olan havaya inat bugün sanki bahar gelmişti.
Elayı besleyip bıraktım emin ellere ve soluğu Tunalıda aldım.
Oturdum bir yerde öğle yemeği yiyip birkaç dergi karıştırdım.
Sonra da biraz mağaza bakıp geri döndüm.
İyi geldi walla.
İhtiyacım varmış.
Minik kuşum da yavaş yavaş anne sütü dışında yeni gıdalarla tanışmaya başladı.
Yoğurt, elma ve mandalina şimdilik tattıkları.
Yediği 1-2 çay kaşığını geçmiyordur herhalde.
Zaten 6. aydan sonra esas ek gıdaya geçiş.
Şimdilik öyle oyalanıyor.
Bazen seviyor bazen yüzünü ekşitiyor.
İzlemesi keyifli oluyor :)
Tam zamanında geldi walla.
Azcık bunalmış "imdaaat" diye bağırmak üzereydim.
Zaten annem de küçük kızının ısrarlarına dayanamadı kocacığını oralarda bırakıp atlayıp geldi.
Babam da 2 hafta sonra yanımızda gerçi. İki haftalık izin de o aldı.
Ev işlerinde annemden yardım almak, arada Elayı ona bırakıp dışarı çıkmak bana gerçekten iyi geldi.Bugün de annemi ablam kapınca ben de soluğu Necla annemlerde aldım.
Hava güzel mi güzeldi.
Kaç zamandır kapalı ve iç karartıcı olan havaya inat bugün sanki bahar gelmişti.
Elayı besleyip bıraktım emin ellere ve soluğu Tunalıda aldım.
Oturdum bir yerde öğle yemeği yiyip birkaç dergi karıştırdım.
Sonra da biraz mağaza bakıp geri döndüm.
İyi geldi walla.
İhtiyacım varmış.
Minik kuşum da yavaş yavaş anne sütü dışında yeni gıdalarla tanışmaya başladı.
Yoğurt, elma ve mandalina şimdilik tattıkları.
Yediği 1-2 çay kaşığını geçmiyordur herhalde.
Zaten 6. aydan sonra esas ek gıdaya geçiş.
Şimdilik öyle oyalanıyor.
Bazen seviyor bazen yüzünü ekşitiyor.
İzlemesi keyifli oluyor :)
31 Aralık 2013 Salı
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl herkese kutlu olsuuun
Yeni yıla saatler kaldı.
Biz bu yıl kızımızla birlikte evde olacağız.
Televizyon programlarını izleyerek gireceğiz yeni yıla :)
Uzun zamandır böyle bir yılbaşı geçirmemiştim, değişik olacak :)
Bu yıl herkese çok güzel şeyler getirsin inşallah.
Her şeyden önce ve her zaman sağlık öncelikle.
Çünkü sağlık olmadı mı hiçbir şeyin tadı tuzu olmuyor.
Sonrasında mutluluk ve huzur veren şeyler peşpeşe sıralansın.
Başarı, para pul da olsun isteyene.
Aşk, sevgi zaten olmazsa olmaz.
Heyecan da olsun, ufak ufak sürprizler.
Kısacası 2014'te hep güzel şeyler olsun.
Kötülükler herkesten uzak olsun .
Olumsuzluklar hemen hallolup kaybolsun.
Herkesin yeni yılı kutlu olsuuuuunnn :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



































