Mevsim olarak tam zamanıydı bence, hava sıcaktı ama bunaltıcı değildi.
Güzel gezdik, manzaraya doyduk ve en önemlisi arkadaşlarımızı gördük.
Cumartesi sabahı etle başladık güne. Aklımızda Bolu'daki İsmail'in Yerinde et yemek vardı da sabah 10'da orada olcağımızı hesap edememişiz. Eee laf da bir kere çıkar ağızdan ;) Napalım biz de afiyetle bir güzel yedik etleri.
Sonra biraz İstanbul trafiği çektikten sonra 1 gibi Ortaköydeydik. Biraz oturduk, kahve içtik, denizi seyrettik.
Denizle ilk kavuşma zaten bir özlem dolu oluyor, etrafındaki kalabalığa da sırtını döndüm mü işte o güzeliiim manzarayla başbaşasın.
Sonra gelsin güzel bir Boğaz turu. Şöyle İstanbulu boylu boyunca görmüş olduk. Erguvanlar açmaya başlamış şehir iyice bir güzelleşmişti. Dünyanın en güzel şehirlerinden birindeydik, o kesindi.
Sonra gelsin güzel bir Boğaz turu. Şöyle İstanbulu boylu boyunca görmüş olduk. Erguvanlar açmaya başlamış şehir iyice bir güzelleşmişti. Dünyanın en güzel şehirlerinden birindeydik, o kesindi.


İstanbul'dan ayrılırken Savaşın da benim de aklımızdaki yılda en az 2-3 defa İstanbul'a gelmemiz gerektiğiydi. Görülecek arkadaşlar, gezilecek semtler-mekanlar, yapılacak kültürel aktiviteler o kadar çokken bir haftasonunda sadece her şeyin tadı damağında kalıyor insanın.
Güzel bir hafta olması dileğiyle...